Kişisel Verilerin Güvenliği Toplumsal Bir Meseledir

Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. Tam 12 yıldır Ceza Kanunu, altı yıldır da Anayasa güvencesi altında olan kişisel veriler nihayet 7 Nisan 2016 tarih ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile resmen koruma altına alındı. Tam da kanunun çıktığı hafta 50 milyon kişinin kimlik numarasından açık adresine kadar en ‘kişisel’ bilgilerinin çalınıp İnternet üzerinden uluorta paylaşılmasıyla birlikte “Endişeye mahal yok, annelerinizin kızlık soyadı henüz çalınmadı!” tadında pişkin açıklamalarla yüreklerimize su serpildi!

Oysa ki Devlet Denetleme Kurumu’nun 2013 yılında hazırladığı kişisel verilerin korunmasına ilişkin ülkemizdeki durumu inceleyen raporun kamuyla paylaşılan sonuç kısmında da açıkça belirtildiği üzere 1989 yılından beri bu kanun üzerinde çalışılırken gerek özel sektör gerekse kamu kuruluşları tarafından vatandaşlara ait kişisel veriler çoktan güvensiz bir şekilde toplanıp depolanmaya başlamıştı bile. İlgili kanunlara istinaden kargo şirketleri gönderici ve alıcılara ait kimlik bilgilerini yıllar önce topladı. YSK partilerle bu bilgileri kanun gereği paylaştı. Mobil operatörler ve bankalar ise bu bilgilerin de ötesinde nüfus cüzdanı fotokopilerine bile sahipler. O yüzden de İnternet’te büyük paralar karşılığında kişisel bilgilerin bulunduğu CD’lerin el değiştirdiği pazarların varlığı geçtiğimiz yıllarda zaten ulusal gazetelerde manşetlerden sunulmuştu.

Peki, kişisel verilerimiz ortalığa saçılmış bir vaziyette iken tam da kanunun çıktığı hafta 50 milyon kişiye ait verilerin İnternet’e düşmesinin sakıncası nedir? Sakıncası şudur; şu ana kadar İnternet’te illegal sitelerde büyük meblağlar karşılığında pazarlanan bilgiler daha çok reklam verenler tarafından istenmeyen reklam çalışmalarında kullanılmak üzere yasal olmayan şekillerde temin ediliyordu. Bugün ise herhangi bir kişi rahatlıkla bu bilgilere ulaşabiliyor. Bu bilgilerin kötü amaçlı kullanılabilme durumunda yaşanılacak olan rahatsızlıklar başlı başına bir yazı konusu olmakla birlikte merak edip de farklı kaynaklardan bu bilgilere ulaşmak isteyen bireylerin online saldırılara karşı tehdit altında kaldığını da unutmamak lazım.

Yazıyı fazla uzatmadan 07.05.2010  tarih  ve  5982  sayılı  Kanun’un  2.  maddesi  ile  Anayasa’nın ‘Kişinin Hakları ve Ödevleri’ başlıklı İkinci Bölümü’nde yer alan ‘Özel hayatın gizliliği’ başlıklı 20. maddesine eklenen son fıkra ile tamamlamak istiyor ve soruyorum: Maddenin ilk cümlesi sizin için ne ifade ediyor?

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Sevgiyle Kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: