Özçekim bağımlılığı

Oxford Sözlüğü tarafından 2013 yılında yılın sözcüğü olarak seçilmişti ‘selfie’. Türk Dil Kurumu tarafından yabancı kelimelere karşılık olarak önerilen Türkçe karşılıklar çoğunlukla halk tarafından kabul görmese de ‘selfie’ yerine önerilen ‘özçekim’ ifadesi hızla kabul gördü. Halen her iki kelime yaygın olarak kullanılsa da kişisel olarak kulağa hoş gelen özçekim kelimesini kullanmayı tercih ediyorum.

Önceki yazılarımda özçekim olarak adlandırılan ve zaman zaman çılgınlık boyutuna ulaşan, kişinin kendi fotoğrafını çekerek sosyal ağlarda paylaşması ile ilgili bazı sıkıntılara değinmiştim. Daha çok günlük hayata karşılaştığımız örnekler üzerinde yorum yapsak da, özçekim alışkanlıkları hakkında bilimsel paylaşımlarda bulunabilecek sayıda akademik araştırma mevcut değil.

Bugünkü yazımda, son zamanlarda akademik dergilerde yayınlanmaya başlayan araştırmalardan bir tanesine değinmek istiyorum.  Genellikle özçekim narsizmin sosyal ağlardaki tezahürü olarak görülse de Visual Communication Quarterly dergisinde yayınlanan güncel bir araştırmada sunulan bulgulara göre özçekim alışkanlığına sahip olan insanlar üç temel grupta toplanıyor.  Bunlar sırasıyla iletişimciler, otobiyograflar ve kendi tanıtımını yapanlar.

İletişimciler olarak adlandırılan gruptaki özçekimciler yapmış oldukları çekimleri aile, arkadaş, ya da takipçileri gibi sosyal çevreleri ile iletişim amacıyla kullanan grup olarak özetleniyor. Çalışma ortamı, tatil serüvenleri vb.  mutlu ya da hüzünlü anlarını olarak sosyal ağlarda paylaşarak onlarla etkileşimde bulunan bu grup belki de en masum özçekimciler olarak düşünülebilir.

Otobiyograflar, yani yaşamlarını bir fotoroman gibi takipçileri ile paylaşan grup ilk grubun aksine çift taraflı iletişimden öte sosyal ağları bir nevi kronolojik albüm olarak kamuya ya da özel takipçi grubuna sunmayı tercih edenlerden oluşuyor. Bu grup daha çok ‘celebrity’ olarak da adlandırılan tanınmış simalar tarafından oluşuyor.

Son grup olan kendi tanıtımını yapanlar ise genel olarak narsist olarak adlandırılan grubu da içine alan, geniş kitlelerde popüler olabilmek için sosyal ağları yoğun bir şekilde kullanan kullanıcılardan oluşuyor. Bu grubun ileride pişman olabileceği paylaşımlarda bulunmaktan kaçınmayan takıntılı kullanıcıları da kapsadığını not düşmekte fayda var.

Ülkemizde yapılabilecek benzer çalışmalar sonucunda bu grupların farklı şekillerde çeşitlenebileceğini düşünüyorum.

Sevgiyle Kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: