Emoji kullanmanın dayanılmaz cazibesi

Klişeleşmiş ifadedir tarihin yazı ile başladığı. Çünkü tarihte yaşanılanlar yazının bulunması ile kayda alınmaya başlamış, günümüze ulaşan belgeler sayesinde geçmişi öğrenebilmemiz mümkün olmuştur. İlk yazının tarihi konusunda bile tartışmalar bulunmakla beraber günümüzden 5 bin yıl kadar önce kullanılan, yazının en eski formu olarak düşünülen resim-yazı (piktografik) örnekleri mevcut. Sonraki dönemlerde farklı alfabeler kullanılmaya başlamadan önce eski Mısır başta olmak üzere farklı medeniyetler tarafından yaygın olarak kullanılan ‘kutsal yazıt’ anlamındaki hiyeroglif yazısı da resim-yazı türünün gelişmiş örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.

Aradan geçen 5 bin yıl boyunca yazılı iletişim ciddi gelişim gösterse de son yıllarda karşımıza çıkan ilginç bir gerçek var. Emoji olarak bilinen, başta duygusal ifadeler olmak üzere pek çok kavramı minik görseller ile ifade etmeye yarayan piktografik kullanımı başta gençler olmak üzere tüm dünyada yaygın bir şekilde artış gösterdi. Hatta 2013 yılında ilk kez sözlüğe girdikten sadece 2 yıl sonra, 2015’te Oxford tarafından yılın sözcüğü olarak bile seçilen emoji sözcüğü Japonca ‘resimden oluşan yazı karakteri’ kelimesinden geliyor.

Minik ve sevimli emoji ikonlarının bu kadar yaygın kullanımının ardındaki sebepleri değerlendirmeden önce geçmişine kısaca göz atmakta fayda var. 1990’ların ilk yıllarında ‘smiley’ yani gülen yüz olarak adlandırılan “:-)” ifadesi ve onun üzgün yüz vb. türevlerini kişisel e-postalarımızda sıkça kullanırdık. İlk kez 1982’de Carnegie Mellon Üniversitesi’nde bir akademisyen tarafından hayatımıza giren gülen yüz işareti olan smiley o dönemin tamamen metin temelli elektronik belgelerinde duyguların ifadesinde görsel niyetine kullanılabilen ilk örneklerdi.

Sonraki yıllarda emoticon yani duyguları ifade eden ikonların yaygınlaşmaya başlamasında ise özellikle 1990’ların sonlarında Japon gençliğinin kendi aralarındaki mesajlaşma aygıtlarında duygularını ifade etmelerine yarayan küçük resim örnekleri sunulması önem arz ediyor. Nihayetinde 1999’da Shigetaka Kurita tarafından ilk kez tanıştırılan emoji örnekleri öylesine popüler hale geldi ki, akıllı telefonlar tarafından standart haline gelmeleri gecikmedi. Halen günümüzde düzenli aralıklarla yeni emojiler kullanıma sunulurken sosyal ağlarda yazışmalar tıpkı 5000 yıl önceki yazılı örneklerde olduğu gibi kelimelerden çok emojiler ile gerçekleşmeye başladı.

Peki emoji kullanımı neden giderek daha yaygın bir hal alıyor? Aslında bu sorunun cevabını vermek çok güç değil. Kullanım kolaylığı, ifade edilmek istenen duygu ve düşünceleri rahatlıkla anlatabilecek çok sayıda resimciğin bulunması, kullanımının eğlenceli olması, yazmaya göre daha kullanışlı olması, özellikle gençler arasında yazılı olmayan bir iletişim normu haline gelmesi gibi pek çok sebep bireyleri emoji kullanmaya itiyor.

Social Neuroscience dergisinde 2014 yılında yayınlanan akademik bir araştırmada ise insan beyninin bu küçük ikonları gerçek bir insan yüzü olarak gördüğünü ve gülümseyen bir emojinin gerçek bir gülücük olarak algılandığını ortaya koyuyor. Araştırmacılardan Dr. Owen Churches bu durumu “öğrenilen bir nörolojik kültürel yanıt” olarak yorumluyor ve emojilerin diğer görsellere göre psikolojik etkisinin daha yüksek olduğunu ifade ediyor.

Sevgiyle Kalın 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: