Tüm yabancı terimleri Türkçeleştirmeli miyiz?

Özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ciddi gelişmeler sonucunda son zamanlarda çok sayıda yeni kavram ile tanışıyoruz. Hayatımıza giren her yeni kavram için ise bu kavramın Türkçe adının ne olması gerektiği tartışmaları yaşanıyor. Türk Dil Kurumu tarafından önerilen alternatif isimler çoğu zaman toplum tarafından benimsenmediği için bazı kelimeleri aynen olduğu gibi kullanılmaya devam ederken, bazılarına da halk tarafından kullanılan farklı telaffuzlar sonucu ortaya çıkan yeni karşılıklara zamanla alışıyoruz.

Örneğin, televizyon kelimesine Türk Dil Kurumu tarafından göreç, izleç, izlengeç, uzakgör ve bakaç gibi karşılıklar önerilmesine rağmen bunların halk tarafından benimsenmemesi kanaatimce asıl kelimenin ses olarak dilimize uygunluğundan geliyor. Bir başka örnekle meseleyi özetlemek gerekirse, 80’li yıllarda dilimize giren İnternet ve e-mail terimlerinden her ikisi de aynen kullanılsa da özellikle e-mail ifadesi gerek yazıldığı gibi okunmadığı gerekse Türkçe alternatifinin dile daha uygun olması sebebiyle e-posta olarak dilimizde daha çok yer etmiştir. İnternet ifadesinin ise muhtemelen tek kelime ile ifade edilebilecek bir karşılığı bulunmaması ve kulağa hoş gelmesi sebebiyle dilimize aynen girdiğini düşünüyorum.

Gerçekten de, yazıldığı gibi okunmayan yabancı kökenli kelimelere baktığımızda telaffuz açısından sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Online yazılmasına rağmen onlayn okunan kavramın çevrimiçi olarak benimsenmesi de bu sebepten olabilir. Euro ise sonradan türetilen bir para birimi olarak farklı ülkelerde farklı şekilde okunması sebebiyle ülkemizde Avro olarak adlandırılsa da resmi bir para birimine aslı dışında yeni bir birim adı vermenin doğru olmadığını düşünüyorum.

Son dönemde ise gerek Türk Dil Kurumu’nun, gerekse pek çok akademisyenin Türkçeleştirmeye çalıştığı üç yeni kavramdan sadece sonrada türetilen bir İngilizce kelime olan selfie’nin özçekim olarak toplum nezdinde kabul görmesi bize gösteriyor ki kavramları Türkçeleştirirken sadece kulağa değil, dile de hitap etmesi, günümüz Türkçesi ile ifade edilebilir olması ve tek kelime ile ifade edilebilmesi gerekiyor.

Diğer iki kelime nedir derseniz, birincisi en yakın karşılığı askeri terminolojide ‘insansız hava aracı’ ifadesinin kısaltması İHA olan drone kelimesi. Şu ana kadar tek kelime ile kulağa ve dile hoş gelen bir karşılık bulunamasa da bir akademisyen tarafından uçar, TDK tarafından ise arıgözü, uçangöz, uçan kamera, uçarçeker ve uçurgör gibi önerilerde bulunuldu.

Ülkemizde pek bilinmeyen ancak teknoloji çevrelerinde isminin Türkçeleştirilmesi konusunda görüşler sunulan bir diğer kavram ise bu köşede zaman zaman bahsettiğim yeni nesil taşıma sistemi olarak üzerinde çalışılan hyperloop taşıma kapsülleri. Hiperdöngü ya da hızyuvar gibi öncü karşılıklar nadiren karşımıza çıksa da önerilen kelimelerin hız, tüp, kapsül gibi kavramları içermediği sürece tam karşılığı vereceğini zannetmiyorum.

Yukarıdaki görüşler tamamen kişisel gözlemlerim olup, dilbilimci olmasam da yabancı terimlerin neden bazen Türkçeleştirilmesinin zor olduğunu anlamaya yönelik olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu konuda elbette Türk Dil Kurumu ya da ilgili fakültelerde çalışmalar yapan araştırmacıların bilimsel açıklamaları mevcuttur.

Sevgiyle Kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: