Düşünce kalkmasını bilmek

Milli insansı robotumuz Ada ile ilk kez geçtiğimiz Mayıs ayında fakültemizin Kariyer Günleri’nde tanışmıştım. Ada’nın gelişim sürecinde yaşanılan zorlukları Akın Robotics’in kurucusu Dr. Özgür Akın’dan dinledikten sonra Ankara havası eşliğinde dans etmişti Ada.

Geçtiğimiz hafta içinde Akdeniz Bilişim Zirvesi’nde dans ederken sahneden düşen Ada’nın haberini duyduğumda ister istemez gülümsedim. Pek çok insanın bile zaman zaman başına gelebilen bu talihsiz olayın insansı bir robot tarafından yaşanmış olmasını “Ada müziğin ritmine kendisini fazla kaptırdığına göre giderek insanlaşmaya başlıyor.” şeklinde yorumlamıştım o an.

Ada’nın önünde oldukça uzun ve zahmetli bir yol var, çünkü dünya devleri gerçekten yapay zekâ ve robotlar konusunda ciddi bir yol almış durumdalar. Ancak bir yerlerden başlamamız gerekiyordu ve Ada bu yüzden ülkemiz açısından oldukça önemli bir proje. O yüzden de basında yer alan bu haberin ardından Ada’ya harcanan emekleri hiçe sayarak sosyal ağlarda aşağılayıcı paylaşım ve yorumlarda bulunanları iyi niyetli bulmuyorum.

Ulusal basında çok fazla yer etmese de, Ada ile dalga geçtiğimiz günlerde ABD’de Virgin Galactic şirketi uzaya turist taşıyacak olan uzay aracının insanlı test uçuşunu başarıyla tamamladı. Dünyadan 82 km yükseğe çıktıktan sonra başarılı bir şekilde dünyaya dönmeyi başaran araç bir süre daha deneme uçuşlarına devam ettikten sonra önümüzdeki yıl ilk turistleri uzaya götürmeyi amaçlıyor.

Son 60 yıl boyunca Amerikanlar ile Ruslar arasında süper güç olma savaşının en önemli unsurlarından olan uzay seyahatine özel şirketlerin ilgisi yeni milenyumun ilk yıllarında başladı. İngiltere merkezli tren ve havacılık alanlarında faaliyet gösteren Virgin grubun medyatik patronu Richard Branson uzay turizmi hedefini ilk kez açıkladığında tıpkı şu anda Özgür Akın’a güldüğümüz gibi onu da parasını harcayacak yer bulamayan bir İngiliz olarak düşünmüştük.

Virgin Galactic projesi yıllar içinde şekillendi, uzay aracının prototipi oluşturuldu ve uzaya seyahatin maliyeti turist başına $250 bin olarak belirlendi. Rakam yüksek gibi görünse de, 2009 yılında Rus kozmonotlarla birlikte uzaya giden ilk ve tek turist olan zengin iş adamı Guy Laliberté tarafından ödenen $35 milyon ile karşılaştırınca oldukça cüzi bir rakam olduğu söylenebilir!

Yürümeyi öğrenen bebekler bu süreci düşe kalka tamamlar. Bisiklet sürmeyi öğrenirken düşmeyen yoktur. Virgin Galactic’e ait SpaceShip II adlı uzay aracı da 2014’te yüksek hız denemesi yaparken pilotaj hatası yüzünden California’nın Mojave çölüne düştü ve pilotlardan biri ölürken diğeri ağır yaralandı. Buna rağmen çalışmaları sürdüren şirket 20018’de son testi de gerçekleştirip, geçtiğimiz günlerde ilk uzay uçuşunu başarıyla tamamladı. 2019’da ilk turistleri uzaya taşımayı hedefleyen şirkete uzay seyahati için halihazırda 700 uzay meraklısı zenginin ücreti peşin ödeyip sıraya girdiği biliniyor.

Uzay seyahati konusunda hizmet vermek isteyen tek şirket Virgin Galactic değil elbette. Amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos tarafından kurulan Blue Origin de uzayda bir otel kurmak üzere önümüzdeki yıldan itibaren ilk ekibi uzaya taşımayı amaçlıyor.

Tesla’nın kurucusu Elon Musk tarafından kurulan ve geçtiğimiz yıl uzaya kendi özel aracını fırlatan Space X firması ise daha da fantastik takılıp Mars’a koloni kurmayı hedefliyor! Şirket ayrıca #DearMoon yani ‘Sevgili Ay’ projesi kapsamında 2023 yılında Japon milyarder Yusaku Maezawa ve yanında getireceği bir sanatçıyı ayın etrafında seyahat ettirmeyi planlıyor.

Gördüğünüz üzere örnekleri arttırmak mümkün. Başarmak önce hayal etmeyle başlıyor. Her türlü engel ve başarısızlıklar karşısında yılmadan özveriyle çalışmaya devam etmek lazım. Tıpkı 1980’lerde zakkumun kanser tedavisinde kullanılabileceğini söylediği için içinde bulunduğu camia tarafından şarlatan ilan edilen Dr. Ziya Özel gibi!

O dönemde çıktığı televizyon programının ardından zakkumdan şifa bulmak için bahçesindeki zakkum ağacının yaprağını kaynatıp içerek ölen vatandaşın ölümüne sebep olduğu için eleştirilen Dr. Özel ülkeden ayrılarak ABD’ye taşınmış ve 1992’de ABD’den aldığı patent ile üretilen ilaç 2011 yılında FDA’nın dört aşamalı onay sürecinin ilk aşamasını geçmeyi başarmıştı.

Umarım milli robotumuz Ada’da düşe kalka gelişmeye devam edecek ve bir gün Boston Dynamics’in ürettiği robotların seviyesine ulaşabilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: