Havanda su dövmek

Tam 10 yıldır, yani 2009 yılından beri çeşitli platformlarda yer alan paylaşımlarımda insanlarımızın maalesef dijital dünyadaki tehlikelere karşı yeterince duyarlı olmadıklarını anlatmaya çalışıyorum. Kişisel bilgilerin güvenliği açısından insanları dijital evrende daha hassas davranmaya yönlendirebilmek ise hiç de kolay değil. Bu sıkıntıyı daha net gözler önüne serebilmek için geçtiğimiz günlerde Facebook kullanıcılarına yönelik iki küçük deney gerçekleştirdik.

Bu deneylerden birincisi için Facebook’ta sahte bir kullanıcı adı altında yeni bir hesap açtım.  Geçmiş yıllarda yeni kullanıcı hesaplarının açılışında cep telefonu ya da diğer bilgi ve belgelerle gerçek bir kişi olduğunuzu ispatlamanızı isteyen Facebook, bu yeni hesabı aktive etmek için basit bir e-posta onayı dışında talepte bulunmayarak ciddi bir engel çıkarmadı.

Adem Neferoğlu ismi ile açtığım bu hesaba profil resmi olarak eklediğim fotoğrafın Google’da yer alan milyarlarca görsel arasından seçtiğim bir İranlıya ait olduğunu da buraya not düşmek istiyorum. Kullanıcıya ait kişisel bilgileri tanımlarken ise mezun olduğu okulları farklı şehirlerden seçtikten sonra meslek olarak ise İstanbul’da meşhur bir yapı malzemeleri mağazasında kasiyerlik görevini tercih ettim.

Daha sonra, tanımlamış olduğum okul ve iş bilgilerine göre tanıyor olabileceğim kullanıcıları arkadaş listeme eklememi önerdi Facebook. Karşıma çıkan kullanıcıların sadece profil fotoğraflarına bakarak 40-60 yaş aralığındaki erkek kullanıcılardan bir kısmına arkadaşlık önerisinde bulundum. Bu kişilerin önemli bir kısmı kim olduğumu sorgulamadan arkadaşlık teklifimi çok kısa bir sürede kabul etmekle kalmayıp profil fotoğrafımı beğenme jestinde bile bulundular! Bunun sonucunda, bir adım ileri giderek yeni arkadaşlarım arasından seçtiğim birbirlerini hiç tanımayan 6 farklı kişiyi birinci derece yakın akrabam (kardeş, amca, dede vb.) olarak tanımladım!

Ertesi gün sisteme tekrar giriş yaptığımda ortak arkadaşları tarafından eklendiğimi gören çok sayıda kullanıcının beni arkadaş listelerine eklemek için talepte bulunduklarına şahit oldum. Bu taleplere onay verdikten sonra sistem tarafından önerilen isimlerden bir kısmına daha öneride bulundum. Ne kadarı bu teklifi kabul etti bilmiyorum, ancak 3. gün sonunda arkadaş listemde 100 civarında isim vardı.

Dördüncü gün bir adım daha ileri gidip, tesadüfi olarak seçtiğim dört kişiye arkadaş listelerinde yer alan herhangi bir kişinin ismini referans gösteren birer mesaj gönderip hatırlarını sordum:

Selamün aleyküm XXX abi, beni hatırladın mı? Ben XXX’in yeğeni Adem, geçen yaz onun mekânında tanışmıştık. Umarım afiyettesindir.

Ertesi sabah sisteme giriş yaptığımda attığım mesajların ikisine dönüş olduğun gördüm. Mesajlarında bana teşekkür edip onlar da benim hatırımı soruyordu! Diğer mesajlara cevap verilmesini beklemeden yaratmış olduğum hayali karakterin Facebook hesabını silerek ilk deneyi tamamlamış oldum…

Akademisyenlerin sosyal ağlarda daha dikkatli olacağını düşünerek bu kez bir süre önce Facebook hesabını donduran SDÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Murat Okçu ile birlikte yeni bir deney gerçekleştirmeye karar verdik. Bu kapsamda ona ait geçmiş yıllara ait düşük çözünürlüklü bir fotoğrafı kullanarak sahte bir Facebook hesabı açtıktan sonra ilk etapta fakülte akademik personelinden bir kısmına arkadaşlık daveti gönderdim.

İlk birkaç akademisyen bu teklifi kısa bir süre içerisinde onayladıktan hemen sonra diğerleri de çorap söküğü gibi geldi. Aynı gün içerisinde ve takip eden günlerde çok sayıda akademisyen, idari personel, öğrenci ve hatta üniversite dışı kişilerden arkadaşlık teklifleri gelmeye başladı. Az sayıda kullanıcı tarafından hesabın gerçek olup olmadığı sorgulanırken bazı kullanıcılar tarafından sohbet mesajları bile gönderilmeye başlandı.

Deneyin son aşamasında, herkes tarafından sıkı bir GS taraftarı olduğu bilinen Okçu adına açtığımız bu hesaptan BJK’yi öven bir görsel paylaştım. Üzerindeki metinde ciddi imla hataları bile barındıran bu görseli gören kullanıcıların takibi bırakacağını düşünmemize rağmen oluşturduğumuz sahte hesabın arkadaş sayısında herhangi bir azalma olmadı. Hatta, hesabı sildiğimiz 4. günde bile yeni arkadaşlık talepleri gelmeye devam ediyordu!

Bilimsel bir çalışma olmamakla birlikte, bu basit deneylerin bulguları durumun oldukça vahim olduğunu gösteriyor. Üzerine sayfalarca yorum yapılabilir ancak yapmayacağım. Havanda su dövmeye gerek yok…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: