Cevabını 25 yıl sonra verebileceğimiz sorular

Önceki yazılardan birisini “5G teknolojilerinin sağlığımıza ne gibi zararlı etkilerinin olabileceği” sorusunu değerlendirmek istediğimi belirterek bitirmiştim. İlginç bir şekilde o yazıyı yazdıktan hemen sonra ürkütücü bir araştırma bulgularını haberlerde okuduk.

Yapılan bir araştırma sonucunda 3G ve 4G ile çalışan cep telefonlarının yaydığı radyasyon düzeylerinin üreticiler tarafından belirtilen değerlerden (ki bu değerler uluslararası kuruluşların belirlediği standartların üzerinde olamıyor) ortalama üç kat fazla olduğu tespit edilmiş. Hâl böyle iken 5G ile ilgili endişelere göz atmadan önce eski nesil cep telefonlarının sağlığa etkileri ile ilgili tartışmalara bir kez daha göz atmakta fayda var.

Öncelikle şu detaya dikkat etmek gerekiyor: Halk tarafından yaygın olarak karıştırılsa da atom bombası gibi nükleer silahlar tarafından ortaya çıkan ve oldukça ciddi zararlara yol açan iyonlaştırıcı radyasyon ile daha düşük frekanslarda elektromanyetik radyo dalgalarından oluşan radyasyon aynı şey değil.

Hatta aynı elektromanyetik ışınlar uçaklar, cep telefonları, mikrodalga fırınlar, televizyon vericileri, baz istasyonları, buzdolapları, telsiz telefonlar ve hatta su ısıtıcıları tarafından farklı düzeylerde zaten yayıyor. Maalesef insanlardan ve hatta medeniyetten uzakta bir dağın tepesinde bile yaşasanız yukarıda saydıklarımdan bir kısmı ile karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksek.

Her ne kadar FCC gibi yetkili kurumlar tarafından bu teknolojilerin zararlı olduğuna yönelik herhangi bir bulgu mevcut olmadığına dair geçmişte açıklamalar yapılmış olsa da, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011’de yapmış olduğu “cep telefonlarının beyin kanserine sebep olabileceğine” ilişkin bir uyarı söz konusu!

Hatta, geçtiğimiz yıl açıklanan uzun soluklu bir araştırmanın sonuçları 2G ve 3G telefonlar tarafından yayılan yüksek miktarda radyasyonun erkek farelerde kalp tümörleri ile doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Bazı uzmanlar ise bu çalışmanın bulgularının insanlar için geçerli olmayacağını, çünkü insanlar çoğunlukla telefonla konuşurken vücutlarının sadece bir kısmının (kafaları) belirli bir düzeyde radyasyona maruz kaldığını, oysa ki farelerin bu deney süresince tüm vücutlarının normalin dört katı radyasyona maruz bırakıldığını ifade ediyorlar.

Dünya Sağlık Örgütü’nden bir yetkili cep telefonlarının zararlı olduğuna ilişkin kesin kanıya ulaşabilmek için halen çok erken olduğunu, çünkü sigara ile akciğer kanseri arası ilişkinin bile 20-25 yıllık bir sigara kullanımından sonra gözlenmeye başladığını söylüyor.

Dikkate değer bir diğer durum ise FCC tarafından tanımlanan cep telefonu güvenlik standartlarının 1996’dan beri güncellenmemiş olması. 5G teknolojisinin kullanılmaya başladığı şu günlerde kurum tarafından yıllar önce belirlenen SAR değerlerinin temel alınması ciddi bir şekilde tepkilere yol açıyor.

Peki, 5G gibi daha yüksek frekanslarda, çok daha fazla baz istasyonu gerektiren yeni bir teknolojiye geçiş yaparken, maruz kaldığımız radyasyonun etkilerini görebilmek için gerçekten uzun süre beklemeli miyiz??? Sanırım bir süre daha konuya kafa yormakta fayda var…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: