5G’ye dair

Her şey bizi mobil İnternet’e alıştırmalarıyla başladı! Her ne kadar başlangıçta insanları görüntülü aramanın güzelliğini ön plana çıkararak 3G ile tanıştırmaya çalışsalar da, esasen İnternet’in her an yanı başımızda olmasının dayanılmaz cazibesi 3G teknolojisine bağımlı olmamız için yeterliydi!

Çok geçmenden 4G’ye ihtiyacımız olduğunu, çünkü mobil iletişimde ‘hız’ faktörünün önemini fark etmemizi sağladılar! Haklıydılar… artık mobil cihazlardan film izliyorduk, müzik dinliyorduk, uygulamaların hızlı bir şekilde çalışmasını istiyorduk, o halde tek ihtiyacımız daha hızlı bir mobil İnternet deneyimi, yani 4G idi.

Sonra diğer cihazları da İnternet’e bağlamanın iyi bir fikir olduğunu gösterdiler bize! Saatimizden televizyona, arabamızdan aydınlatma ve ısıtma sistemlerine kadar pek çok aygıt İnternet sayesinde hayatımızı daha da kolaylaştırmaya başlamıştı. Daha da önemlisi, endüstri de artık İnternet kullanmaya başlamıştı. Üretim teknolojilerinde, araç takibinde, otonom araçlarda ve yapay zekâ destekli teknolojilerden yararlanılan daha pek çok alanda İnternet kullanımı bir ihtiyaç haline geldi.

Bunun sonucunda da büyük miktarda verinin transferi ve depolanması için daha hızlı, daha kapsamlı, yeni nesil mobil iletişim teknolojilerine ihtiyaç duyulmaya başlandı… Hoş geldin 5G!

Son birkaç haftadır, ülkemizde de operatörler tarafından test edilmeye devam eden 5G teknolojisinin sağlığımız açısından ne gibi etkileri olabileceğine dair konuşulanları kaleme almaya çalışıyorum. Geçtiğimiz hafta eski nesil teknolojiler ve yayılan radyasyonun olası etkileri üzerinde durmuştuk. Bu hafta ise 5G ile ilgili endişelere değinmek istiyorum.

Teknik detaylara girmek istemiyorum ancak 5G’yi eski nesil mobil teknolojilerden ayıran en önemli teknik özelliğin daha yüksek frekans aralığında çalışması olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda en önemli endişe ise 5G için daha fazla sayıda baz istasyonuna ihtiyaç duyulması, çünkü 5G için kullanılan radyo dalgalarının daha kısa mesafelere seyahat edebildiği ifade ediliyor. Bunun sonucunda ise 5G için daha kısa mesafe aralıklarında, daha fazla mini baz istasyonu kurulması gerekebilecek. Hatta bazı kaynaklarda bir mini baz istasyonunun sadece iki ila sekiz civarında apartmanın ihtiyacını karşılayabileceği belirtiliyor. Bu durum da maruz kalacağımız radyasyonun önceki teknolojilere göre daha yüksek olabileceği anlamına geliyor!

5G’nin sağlığımıza verebileceği potansiyel zararlar yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle geçtiğimiz aylarda Belçika hükumeti ülkede 5G testlerini durdurmuş, Hollanda Parlamentosu ise hükumetten kapsamlı bir inceleme talep etmişti. ABD’de ise New Hampshire’da 5G’nin sağlığa zararlarını incelemek üzere bir komisyon kurulmuş, California’nın Mill Valley kentinde ise 5G baz istasyonlarının kurulması yasaklanmıştı.

Elbette her konuda olduğu gibi 5G ile ilgili de sosyal medyada dolaşan şehir efsaneleri de sayamayacağınız kadar çok! Örneğin, Facebook’ta dolaşan bir paylaşımda “Hollanda’da 5G testlerinin 300 kuşun gizemli bir şekilde ölmesine sebep olduğu” ifade ediliyor. New York Times’ta yer alan bir haberde ise bu gibi sahte haberlerin Rusya tarafından ABD’nin 5G çalışmalarını baltalamak için yayıldığı iddia ediliyor.

Geçen hafta da belirttiğim gibi kimin doğruyu söylediğine ise zaman karar verecek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: