Kaybolmayan sakız

Bir reklam vardı. Sanırım 10 yıldan fazla zaman oldu ama hatırlayanlar olacaktır. Yeni bir sakızdan insanların neler beklediğini sorguluyordu reklamda. Reklamdan aklımda kalan tek replik ise İstiklal Caddesi’nde kendisiyle röportaj yapılan vatandaşın “Yetkililere sesleniyorum, ağızda kaybolmayan sakız istiyoruz.” sözleriydi.

Peki ya yeni bir cep telefonundan ne istiyoruz? Cihazın her tarafını çevreleyen çok sayıda kamera mı? Butonsuz, kablosuz, temassız bir telefon deneyimi mi? Telefonun katlanabilmesi mi? Yoksa daha yüksek kapasiteli bataryalara sahip olması mı?

Maalesef bir sonraki telefonumuzun sahip olacağı özellikleri bizlerden gelen talep değil teknoloji devlerinin tercihleri belirliyor. Bize sadece bütçemiz dahilinde önümüze sunulan cihazlardan birisini seçmek düşüyor.

Örneğin, avucunuzun içine sığan yeni bir iPhone almak istiyorsanız, 3’lü kamera sistemine sahip Pro modeli yerine daha düşük kamera standardına sahip olan baz model ile yetinmeniz gerekiyor.

Ya da “Yeni telefonumun şarjı daha fazla dayansın” diyorsanız, Samsung’un prestij modeli olan S20+ yerine alt segmentte yer alan 6000mAh bataryalı M30s modeli ile idare edeceksiniz.

Kablosuz kulaklık kullanmak istemiyorsanız ya düşük bütçeli eski jenerasyon bir cihaza bakacaksınız ya da kulaklıklarınızı farklı aparatlar yardımıyla yeni telefonunuza bağlamayı deneyeceksiniz.

İki yıl kadar önce cep telefonumu değiştirme ihtiyacı hissettiğim günlerde Samsung’un S10 lansmanını izleyince “İşte aradığım telefon bu!” diye düşünmüştüm. Arkada üç, önde ise iki kamerası ile profesyonel kameraları bile geride bıraktığını iddia ediyorlardı, parmak izi sensörü ve ön kamerayı ekranın içine gömerek tam ekran görüntü sağlamışlardı, batarya ömrü harikaydı ve daha birçok özelliği ile hayatımın telefonu beni bekliyordu!

Kullanmaya başladığımda ise WhatsApp dışında sosyal ağları kullanmamama rağmen pil ömrünün 24 saati bile bulmadığını, ön kamera ile öz çekimin iyileşmesine rağmen arka kameraların önceki modellerden çok da farklı sonuçlar vermediğini, tanıtımda izlediğim pek çok özelliğe ise hiçbir zaman ihtiyaç duymadığımı fark ettim…

Maalesef mevcut cep telefonu piyasası halen “Bugün menüde bunlar var” mantığıyla hareket eden itme sistemlerini temel alıyor. Astronomik fiyatlara rağmen yeni modellerde sunulan yeniliklerin artık tüketicilere çok cazip gelmemesi tüketicilerin cep telefonu değiştirme sıklığını azaltırken, düşük bütçeli alternatiflerin çoğalması ve içinde bulunduğumuz virüslü günler mecburiyetten bile olsa cep telefonuna olan talebi azaltmayı başardı.

Bu gelişmelerin uzun vadeli sonuçları neler olur, onu ise zaman gösterecek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: