Ne seninle, ne de sensiz…

Bizleri teknolojiye bağımlı kılan ya da teknoloji düşkünlüğümüzü tetikleyen pek çok sebep olduğunu her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum. Sebep her ne olursa olsun, temelinde zaaflarımızdan istifade etmeye çalışan teknoloji devlerinin yer alması ise ciddi bir paradoks teşkil ediyor.

Daha da kötüsü, sizleri iliklerinize kadar yakından tanımak için her anınızı izlemeye çalışan ve bunu büyük ölçüde başararak her geçen gün daha da değerli ve güçlü bir hale gelen teknoloji devlerinden uzak durabilmenizin neredeyse imkânsız olması…

Ben arama yaparken Google kullanmıyorum, Facebook hesabımı da kapatalı yıllar oldu” ya da “Twitter’da gerçek ismimi kullanmıyorum ki” gibi naif ifadeler teknoloji devlerinin bir ahtapot gibi hayatınızı ne kadar sardığını fark edemediğinizi gösteriyor!

Sıkça önerilen ‘teknoloji diyeti’ ya da ‘tekno-oruç’ gibi belirli zaman dilimlerinde teknolojik ürün ve hizmetlerden uzak durma çabaları bağımlılık açısından önleyici ya da dizginleyici uygulamalar olarak faydalı olsa da, hiçbir surette teknoloji devlerinden uzak durabilmenizi sağlayamıyor. Son zamanlarda ise dünya çapında giderek yaygınlaşan ‘Dijital Veganizm’ olarak adlandırılan bir akım söz konusu.

Kişisel verilerini bir avuç teknoloji devine karşı korumak amacıyla kullandıkları donanım ve yazılımların yanı sıra ile tükettikleri ve paylaştıkları veriler konusunda bilinçli davranmaya çalışan ‘Dijital Veganlar’ esasen birer Don Kişot gibi yel değirmenlerine karşı savaşa tutuşan bireylerden oluşuyor. Google, Apple, Microsoft, Amazon ve Facebook başta olmak üzere veriye aç teknoloji devleri tarafından sunulan ürün ve hizmetlerden uzak durarak alternatif ürün ve hizmetler ile hayatlarını sürdürmeye çalışan bu kişilerin işi gerçekten zor. Çünkü, dijital veganlığa adımınızı atabilmek için ilk etapta akıllı telefon pazarında duopol haline gelen Google ile Apple’ın sahip olduğu Android ve IOS işletim sistemleri ile çalışan telefonlarından uzak durmanız gerekiyor.

Tuşlu telefonlarla bu sorunu hallederim” diye düşünüyorsanız, okumaya devam edin…

Öncelikle Google’dan uzak durabilmeniz o kadar kolay değil! Çünkü mesele arama motoru, harita, Youtube ve Gmail gibi yaygın kullanılan Google servislerine birer alternatif bulmakla sınırlı değil. Şu an pek çok web sitesinin arka planında çalışan Google hizmetlerini bir şekilde engellemeniz gerekiyor ki, bunu başarırsanız İnternet hızınızın yavaşlayacağını ve pek çok siteye güvenlik sebebiyle erişemeyeceğinizi bilmelisiniz. Çünkü, Netflix’ten Spotify’a kadar ziyaretçi trafiği yüksek olan çok sayıda dijital içerik sağlayıcısının altyapı hizmetleri Google ya da Amazon tarafından sağlanıyor. Sunum hizmetlerinden site güvenliği ve reklam hizmetlerine kadar pek çok hizmeti sağlayan Google’a yönelik bir engelleme girişimi site tarafından şüpheli bir kullanıcı olarak algılanmanıza sebep olacak, pek çok sitenin arka plan hizmetleri çalışamaz hale geleceği için erişim sıkıntısı ile sonuçlanacaktır.

Benzer bir şekilde, Facebook’a yönelik bir engelleme şirketin sahip olduğu Instagram, WhatsApp ve Messenger gibi hizmetlere erişim sıkıntısına olurken, Microsoft’a yönelik bir engelleme bulut hizmet altyapısından yararlanan sitelerin erişimine engel olmanın yanı sıra şirket bünyesindeki LinkedIn ve Skype hizmetlerinin de durmasına sebep olacaktır.

 O halde radikal çabaları bir kenara bırakıp daha yapıcı çözümler üzerinde durmakta fayda var…

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: