Yapay seleksiyon

Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök, CERN ekibinden Prof. Serkant Ali Çetin’e evrenin keşfine yönelik çalışmaların son durumunu soruyor:

Binlerce insan, bu devasa teknoloji, bugün geldiğimiz yer nedir?

Cevap oldukça düşündürücü:

Evrenin madde-enerji anlamında yüzde 5’ini anlayabilmiş durumdayız. Geri kalanı karanlık madde ve enerjiden oluşuyor. Higgs’in keşfiyle, bu yüzde 5’in de yüzde birkaçının kütlesini anlamış olduk.

Gerçekten de, insanlık tarihinin teknolojik olarak en muhteşem döneminde yaşıyoruz. Günlük hayatta ne işe yaradığını çok fazla idrak edemesek de, nano teknoloji ve yapay zekâ gibi teknolojik gelişmelerin bilim dünyasına ciddi faydalar sağladığını biliyoruz.

Halen büyüklüğünü bile çözemediğimiz evrenin içerisinde mavi gezegenimiz belki de bir koronavirüs kadar küçücük yer kaplıyor. O küçücük gezegen çok sayıda canlıya ev sahipliği yapıyor. Bu canlılar içinde ise yalnızca 8 milyar civarında popülasyona sahip olan homo-sapiens grubu, yani biz insanlar acımasızca yaşadığımız dünyaya ve kendi geleceğimize onarılması güç zararlar veriyoruz.

Dünyanın zengin ülkelerinde beklenen yaşam süresi ortalama 80 iken bu rakam bazı ülkelerde 85’e kadar çıkabiliyor. Gelişmemiş ülkelerde ise beklenen yaşam süresi halen 50 ile 60 arasında değişiyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan güncel verilere göre ülkemizde de artık beklenen yaşam süresi erkekler için 75.9 iken kadınlarda 81.3’e çıkmış durumda. Yani bugün doğan bir bebeğin bile beklenen ömrü 22. yüzyılı görmeye yetemeyecek kadar kısa!

Bizler ortalama 80 yıllık ömrümüze rağmen sonsuza dek yaşayabilecekmişiz gibi dünyaya hükmetmeye çalışırken, bir anda Asya’nın bir ucundan çıkıp tüm dünyayı etkisi altına alan yeni Koronavirüs bir tacı andıran dikenleri ile acımasızca dünyanın yeni hükümdarı kendisi olduğunu göstererek “Bir araya gelmediğiniz müddetçe benimle mücadele edemeyeceksiniz!” dercesine bizlere meydan okudu!

Kendisine konulan taç (korona) ismini hak eden bir cihangir misali oldukça kısa bir sürede dünyayı fethetmeyi başaran bu virüse karşı dünya çapında bir araya gelebilmeyi başaranların sadece bilim insanları ve sağlıkçılar olması ise bir başka ironiyi oluşturuyor.

Yayınlanan güncel bir rapora göre dünya nüfusunun sadece %13’ünü oluşturan zengin ülkeler piyasaya sürülmeden önce son faza gelmiş olan COVID-19 aşılarının en az yarısını şimdiden satın almış durumda. Yakın zamanda üretilebilmesi mümkün olan 5.9 milyar doz aşının %51’i doğrudan ABD, İngiltere, Avustralya, Japonya, İsviçre, İsrail, AB ve Hong Kong’a gidecek.

Söyleye(bile)ceklerim bundan ibaret…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: