Ülkemizde rastlanılan ilk COVID-19 vakasının resmi olarak açıklanmasının üzerinden tam bir yıl geçti. Bu süreçte sürekli olarak hayatın artık eskisi gibi olamayacağı ve yeni normallere alışmamız gerektiğine dair uyarılar aldık. Pek çok uzman gazete ve televizyonlarda boy göstererek sürekli uyarılarda bulundu.

Tıpkı deprem dönemlerinde olduğu gibi ekranlarda çok sayıda uzman belirdi. Kimileri gerçekten karşı karşıya olduğumuz riskleri kendi uzmanlık alanı çerçevesinde değerlendirirken, maalesef kimileri kendi alanının da dışına çıkıp üst perdeden sürekli halkı suçlayan, azarlayan ve hatta küçümseyen ifadelerle popüler açıklamalar yapıp ekranlarda yer edinmeye çalıştı. Hatta zaman zaman bazı televizyon kanallarının ücret karşılığında bu tarz popüler olma meraklısı uzmanları ekranlara çıkardığına dair haberlere şahit olduk!

Yazılarımızın esasını teknoloji ve toplum oluşturması sebebiyle bizi asıl ilgilendiren kısma geçersek, son bir yıl içerisinde hayatımızın yeni normalleri arasına girmeye çalışan veya girmeyi başaran gelişmelerin başından uzaktan eğitim, çevrimiçi alışverişler ve esnek çalışma koşullarının geldiğini söyleyebiliriz.

Her ne kadar önlisans ve lisansüstü düzeyde on yıldan uzun zamandır farklı üniversitelerde uzaktan eğitim halihazırda uygulanıyor olsa da, bu altyapının tüm öğrencileri kapsayacak şekilde genişletilmesi çeşitli zorlukları da beraberinde getirdi.  Benzer sorun ilk, orta ve lise düzeyi eğitimde daha ciddi şekilde yaşandı, çünkü uzaktan eğitim sadece altyapı tesisi ile tamamlanamayacak kadar kompleks bir sistem gerektiriyor. Yazılım, donanım, içerik ve içeriğin sunumu gibi teknik gereksinimlerin yanı sıra ağ altyapısı, yani ülkenin İnternet kapasitesi de bu noktada önem arz ediyor. Daha da önemlisi, evlerde bu altyapıdan yararlanmayı sağlayacak olan yazılım ve donanımlar da önemliydi. Özellikle, birden fazla çocuğu olan ailelerin aynı anda uzaktan eğitimden yararlanmalarını sağlayabilmeleri için birden fazla bilgisayar ve hızlı İnternet bağlantıları olması gerekiyordu.

Çevrimiçi alışverişler açısından baktığımızda ise bir anda izolasyon ihtiyacı duyan bireylerin alışveriş ihtiyaçlarını İnternet’ten sipariş vererek çözme çabaları sayesinde her yıl artış trendinde olan e-ticaret rakamları geçtiğimiz yıl ciddi rekorlara imza atmayı başardı. Başlangıçta yoğun e-ticaret temposuna ayak uyduramayan kargo firmaları zaman içerisinde farklı çözüm alternatifleri ile yeni normallere uyum sağlama açısından ciddi çabalar göstermek zorunda kaldılar. Kısmi kapanma olarak adlandırdığımız süreçte ciddi yaralar alan küçük esnaftan kendisini yeni yeni normallere adapte edebilerek e-ticaret platformları üzerinden faaliyet göstermeyi tecrübe edenlerin bu süreci en az zararla atlatabilmeyi başardığını görüyoruz.

Esnek çalışma konusunda ise tüm dünyada uzun yıllardır uygulanan uzaktan çalışma koşulları ülkemizde kamu sektörü de dahil olmak üzere ilk kez denenmesine rağmen başarı ile uygulanabileceği görülmüş oldu. Geçtiğimiz hafta çıkarılan bir yasa ile esnek çalışma koşulları yasal bir boyut da kazanmış oldu ve işveren ve çalışanların hakları da yasa ile koruma altına alındı.

Özetlemek gerekirse, pandemi sürecinin sebep olduğu pek çok acının yanında teknolojik olarak kalıcı olacağını düşündüğümüz ciddi kazanımları beraberinde getirmesi sebebiyle dijital çağa ilk adımı atmamızda önemli bir katalizör görevi gördüğünü söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir