Twitter kalmayı seçti

Geçtiğimiz günlerde, teknoloji baronlarından Twitter da nihayet ülkede resmi temsilci bulundurmayı kabul ettiğini duyurdu. Geçtiğimiz yıl çıkarılan 7253 sayılı kanun kapsamında ülkemizde temsilci bulundurması gereken Twitter, yükümlülüklerini yerine getirmediği için iki kez para cezası ile cezalandırılmış, ardından da reklam yasağı ile karşı karşıya kalmıştı. Önümüzdeki günlerde temsilcilik açma kararı almasa önce %50, ardından da %90 erişim engeli ile karşılaşacak olan Twitter yaptığı açıklamada bu kararın sebebini “Türkiye’deki kamusal sohbeti korumak, insanları bu sohbete erişmek için güçlendirmek ve değerlerimizi savunmak için çalışmayı sürdüreceğiz” cümlesi ile açıklıyor.

Aynı Twitter, tıpkı diğer sosyal medya tiranları gibi seçimi kaybeden Trump’ın hesabını kapatırken, İran Cumhurbaşkanının farklı dillerdeki hesaplarını askıya alırken, İçişleri Bakanı Soylu’nun mesajlarını sansürlerken düşünce özgürlüğü ile zıtlık gösteren bu uygulamalarına yönelik eleştirilere verdiği cevapta kibarca “dükkan benim, kurallarımı beğenmeyen çeker gider” söyleminde bulunuyordu. Siyasiler de dahil olmak üzere herkesin rahatlıkla her istediğini söyleyemediği bir platformun sahip olduğu ‘değerler’in hangi görüşlerin özgürce ifade edilebileceğini keyfi olarak sınırladığını artık herkes biliyor!

Türkiye gibi toplam kullanıcı sayısı 14 milyonu bile bulmayan bir pazardan çıkmayı göze alamayan Twitter’ın bu kararının ardındaki asıl etmen elbette reklam gelirleri de olamaz. Çünkü, halihazırda bu süreçte kendilerine tebliğ edilen toplam ceza miktarı olan ₺50 milyon bile onları temsilci açma konusunda caydırmakta yeterli olmamıştı.

Esasen, Twitter’ın da diğer sosyal medya devleri gibi bu pazardan çekilmemesinin ardında yatan etmen, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oluşturmayı başardıkları toplumları rahatlıkla şekillendirebilen süper gücü kaybetmeme kaygılarından kaynaklanıyor. Daha açık bir ifade ile, toplum mühendisliğine dayalı yeni dünya düzeni tasarlama çabaları Twitter da dahil olmak üzere tüm teknoloji devleri için önem taşıyor. O yüzden de bu durumun geç de olsa farkına varan pek çok ülke artık sosyal medya devlerinin güç ve etki alanlarını sınırlandırma çabasındalar.

Şirketler faaliyet gösterdikleri ülkelerin yasalarına uymakla yükümlüdür. Bir ülkenin yasalarını sevseniz de, sevmeseniz de o ülkede faaliyet göstermek istiyorsanız o yasalara uymama gibi bir lüksünüz bulunamaz. Tıpkı sosyal medya şirketlerinin hizmetlerinden yararlanmak isteyenlerin o hizmetlere yönelik kullanım koşullarına uyma zorunlulukları gibi, şirketlerin farklı ülkelerde sundukları hizmetler de o ülkelerin yasalarına uymak zorundadır. Bu konuda örnek olarak ABD’nin Çin merkezli TikTok hakkındaki yaptırımları ile Avrupa Birliği’nin ABD merkezli sosyal ağlara yönelik ağır yaptırımlarını örnek verebiliriz! O bağlamda düşündüğümüzde Twitter’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarını yok sayması hiçbir surette kabul edilemezdi.

Temsilci bulundurma konusunda ilk adımı atmak zorunda kalan Twitter’ın takip eden süreçte ilgili kanun kapsamında karşı karşıya kalacağı yasal talepler konusunda ne kadar uyumlu davranacağı konusunda ise endişelerimin halen devam ettiğini not düşmekte fayda görüyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: