Özdemir Asaf’ın dizeleri hepimizce ezbere bilinen şiiridir ‘Çizik

  • Geleceğim, bekle dedi, gitti…
  • ben beklemedim, o da gelmedi.
  • Ölüm gibi bir şey oldu…
  • ama kimse ölmedi.

WhatsApp kullanıcılarının merakla beklediği üç aylık erteleme süresi nihayet doldu. Türkiye ve İngiltere gibi ülkelerde bu düzenlemelerin zorla uygulanamayacağına yönelik şerh konulmasına rağmen, Facebook tarafından ısrarla dikte edilen kullanıcı sözleşmesinin kullanıcılar tarafından en geç 15 Mayıs itibariyle onaylanması gerekiyordu.

Pek çok kullanıcı bu üç aylık sürenin başladığı ilk günlerde arayışlara girse de neredeyse hiçbirinin gitmeye gönlü elvermiyordu…

Benzer bir şekilde Facebook da bu kez taşı baltaya vurduğunu hissederek süreci soğutmaya devam edeceğinin sinyallerini vermeye başlamıştı zaten!

Beklenen günün bir gün öncesinde gelen mesaj yüreklere su serper nitelikteydi:

“…Hayır, kişisel mesajlarınızı göremiyoruz. Hayır, hesabınızı silmeyeceğiz. Evet, istediğiniz zaman kabul edebilirsiniz.”

Sonrasında ne olur kısmını önceki yazılarda detaylı olarak değerlendirdiğim için tekrar girmek istemiyorum, ancak asıl değinmek istediğim konu da o değil zaten.

Ben, WhatsApp Gizlilik politikası ve hizmet şartlarındaki kullanıcıların onaylaması gereken değişikliği Nasreddin Hoca Türbesi’nin kapısındaki kilide benzetiyorum. Bildiğiniz üzere, türbeyi çevreleyen altı sütun mevcut olmasına rağmen, bu sütunların sadece ikisinin arasında demir kapı ve kilit mevcut.

WhatsApp’a yönelik düzenlemeler ile de, mesajları veya görüşmeleri değil, kullanıcılar ve onların bağlantılarına ilişkin verilerin çatı şirket olan Facebook merkezinde diğer kişisel verilerle eşleştirilmesi amaçlandığı ifade ediliyor. Facebook esasen kendi ana uygulamasının yanı sıra Instagram, Messenger ve tarayıcılara yerleştirilen çerezler sayesinde zaten hem kendi kullanıcılarına, hem de hiçbir hesabı olmayanlar da dahil olmak üzere milyarlarca kişiye ait pek çok veriye ulaşabiliyor.

O yüzden de, bugüne kadar Facebook ve Instagram hesaplarının ayarlarına göz atmadığı için ilk tanımlandığı haliyle zaten pek çok kişisel verisinin şirketin erişimine açık olduğunu fark etmeyen çok sayıda kullanıcının sürü psikolojisi ile WhatsApp sendromuna girmesi Nasreddin Hoca Türbesi’nde olduğu gibi iki sütunun arasına kilit vurmaya benziyor. Bununla birlikte, kullanıcılar tarafından ilk kez geniş çaplı gerçekleşen bu tepkiler sonucu ortaya çıkmaya başlayan küçük çaplı kavimler göçü endişesi en azından Zuckerberg’in ‘köyün ağası’ rolünü gözden geçirmesine yol açmışa benziyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir