Bundan tam 3,5 yıl önce bir köşe yazısına başlık olarak kullanmıştım “Delete Facebook” ifadesini. Bu haftaki Time dergisinin kapağında şirketin patronu Zuckerberg’in fotoğrafının tam ortasında bir buton içerisinde sunuldu bu ifade. Derginin Facebook özelinde Zuckerberg’i hedef tahtasına koymasının temelinde ise geçtiğimiz haftaki kesinti değil, aynı hafta içerisinde eski Facebook çalışanının ABD Senatosu huzurunda üç saati aşan itirafları yatıyor.

Senato karşısında ifade veren Frances Haugen’in itiraflarına “Bugün buradayım çünkü Facebook ürünlerinin çocuklara zarar verdiğine, bölünmeyi körüklediğine ve demokrasimizi zayıflattığına inanıyorum.” sözleri ile başlaması bile aslında meselenin ne kadar kritik derecede önem arz ettiğini gösteriyor.

Geçtiğimiz haftalarda bu köşede bahsettiğim Instagram’ın genç kızlarda sebep olduğu ruhsal sorunlara ilişkin şirket içi raporun bilinçli olarak saklandığını ifade eden Haugen, konuşmasında ve sorulara verdiği cevaplarda yöneticilerin sorunlar hakkında açıkladıklarından daha fazlasını bildiklerini defalarca tekrar etmiş.

Facebook’un ne kadar beğeni, paylaşım ve yorum oluşturduklarına bağlı olarak gönderilere öncelik veren algoritmasının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatan Haugen, bu sistemin Myanmar ve Etiyopya gibi bölgelerde ‘tam anlamıyla etnik şiddeti körüklediğini’ itiraf etmiş.

Haugen ayrıca Facebook’un reklam gelirini artıran ve rekabeti engelleyen politikalarının kutuplaştırıcı ve yanlış bilgilendirici içeriği sistematik olarak artırdığını savunmuş. Haugen’e göre şirket yönetimi Facebook ve Instagram’ı nasıl daha güvenli hale getireceğini biliyor, ancak astronomik kârlarından feragat etmemek için gerekli değişiklikleri yapmak gibi bir niyeti yok.

Konuşmanın en can alıcı kısmı ise “Bu sorunlar çözülebilir. Daha güvenli, konuşma özgürlüğüne saygılı, daha eğlenceli bir sosyal medya mümkün. Ancak herkesin bu itiraflardan çıkaracağını umduğum bir şey var, o da Facebook’un değişebileceği. Ancak şirketin bunu kendi başına yapmayacağı açık.

Bu amaçla Mark Zuckerberg’in şirketteki mutlak hakimiyetinin kırılması gerektiğini söyleyen Haugen, yönetim kurulunda şirketin hisselerinin yarısından fazlasını kontrol etmesi sebebiyle Zuckerberg’in herhangi bir değişiklik teklifini rahatlıkla veto edebildiğini hatırlatmış.

Time’ın kapağında diğer popüler medya kuruluşlarının aksine neden Facebook’un adres tabelası yerine Zuckerberg’in görselini paylaştığını anlamamız açısından bu son cümle oldukça önemli. Çünkü çanlar artık Facebook’a yönelik ciddi yaptırım ve düzenlemeler için çalıyor.

Bir sonraki yazıda konuya kaldığımız yerden devam ederek ‘sosyal medyanın nereye gittiği’ konusuna değinmek istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir