İstifleme bozukluğu, bireylerin normal bir yaşam sürmelerini engelleyecek şekilde aşırı miktarda nesne biriktirmeleri ile ortaya çıkan psikiyatrik durumu ifade etmek için kullanılan bir terim. Dünya Sağlık Örgütü, istifleme bozukluğunu “Yaşam alanlarının kullanımlarının veya güvenliklerinin tehlikeye atıldığı noktaya kadar dağınık hale gelmesiyle sonuçlanan eşya birikimi ile karakterize edilen” bir ruh sağlığı bozukluğu olarak tanımlıyor.

Dijital istifleme problemi ise benzer sıkıntıları dijital dünyada yaşayanları işaret eden bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Gerçek dünyadaki gibi yaşam alanı kısıtlamasına sebep olmasa da, dijital istifleme problemi bireylerin cep telefonu ve bilgisayar başta olmak üzere farklı cihazlarda kayıtlı olan fotoğraftan belgelere kadar kişisel, akademik ya da mesleki verilerini etkin bir şekilde kullanmasını zorlaştırması sebebiyle önem arz ediyor.

Bulut bilişimin de desteği ile sanal olarak neredeyse sınırsız depolama kapasitesine sahip olduğumuz günümüzde gerekli ya da gereksiz, önemli ya da önemsiz, geçici ya da arşivlenecek olup olmadıklarına bakmadan her gün çok sayıda görüntü, ses, video, belge, e-posta, mesaj vb. dijital içeriği farklı cihazlara depoluyoruz. Öyle ki, çoğu zaman bu içeriklerin büyük bir kısmına dönüp bakmayacağımızı, ya da bir süre sonra erişmek istesek bile nasıl bulacağımızı bile düşünmeden kaydetmeye devam ediyoruz.

Özellikle eski nesil düşük kapasiteli cihazlar kullanan bireyler bir süre sonra harici bellekler ya da bulut depolama alanları ile kendilerine yeni kayıt alanları açma telaşına düşerken, bir süre sonra çareyi mevcut cihazları yenileri ile değiştirmekte buluyorlar. Cihaz değişimi ile eski verilerin yeni cihaza aktarılma sorunu ise pek çok kişi için bir başka sıkıntılı süreç anlamına geliyor.

Yüksek kapasiteli bulut depolama alanı ile cep telefonu, bilgisayar ve tablet arasında tüm verilerime eşzamanlı olarak farklı cihazlardan erişebileceğim bir altyapı kurmuş olmama rağmen, uzunca bir süredir ben de dijital istifleme problemi ile karşı karşıya kaldığımın farkındaydım. Farklı cihazlara yoğun bir şekilde kaydettiğim pek çok dosyayı fırsat bulamadığım için gruplandırmadan tek bir noktada biriktirmem sebebi ile artık aradığım içeriğe ulaşmam güçleşmeye başlamıştı. Yazılı belgelere anahtar kelimeler yardımıyla arama yaparak ulaşabilmeme rağmen, görseller başta olmak üzere pek çok farklı dosya türüne ulaşmam çoğunlukla zaman almaya başlamıştı.

Ne kadar kaçarsam kaçayım er ya da geç etkin bir düzenleme yapmam gerektiğinin farkında olduğum için sürekli olarak ertelediğim dijital temizliğe nihayet geçtiğimiz hafta başladım. Önce bulut altyapısına ana klasörleri ve altında yer alacak diğer klasörleri tek tek tanımladım. Bazı klasörlerin kısayollarını da oluşturarak diğer klasörlerden hızlı erişim sağlanabilmesi için köprüler oluşturdum. Ardından  da tek tek dosyaları ilgili klasörlere taşımaya başladım. Bir yandan taşıma işlemini gerçekleştirirken, diğer yandan da gelecekte ihtiyacım olmadığını düşündüğüm fotoğraf, video, belge, her ne varsa tek tek temizleme fırsatı bulmuş oldum.

Doğrusunu söylemek gerekirse, ayıklama ve taşıma süreci biraz zamanımı almış olsa da, tamamlandığında hem depolama alanında önemi iyileşme sağladığımı, hem de oldukça sade bir klasör sistemi oluşturmayı başardığımı söyleyebilirim. Elbette, asıl önemli olanın, bundan sonraki süreçte aynı sistemin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek olduğunun farkındayım.

Kolay olanı seçip “daha sonra ilgili klasörlere yerleştiririm” diye kendimi kandırıp tüm yeni dosyaları yine tek bir klasörde toplamaya başlarsam bir yıl içinde tekrar aynı sıkıntıları yaşayacağımı bildiğim için artık daha disiplinli bir şekilde sadece ihtiyaç duyduğum dosyaları anlık olarak ilgili klasörlere kaydetmeye çalışıyorum.

Dijital istifleme sorunumu gerçekten çözüp çözemediğimi ise ömrümüz yeterse bir yıl sonra yine bu köşede değerlendirebilmek dileklerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir