Geçtiğimiz hafta bu köşede eğitim sisteminin yenilenmesinin gerektirdiğini ifade etmiştim. Yazıyı okuyan dostlardan birisi “Nasıl yapılacak bu?” diye sordu.

Gerçekten de, sistem değişiklikleri her zaman meşakkatli süreçlerdir. Ancak mevzu bahis eğitim gibi milli bir mesele ise her türlü zorluk göz önüne alınarak gelecek nesillerin korunması açısından üzerimize düşenleri yapmakla mükellefiz.

Sistem değişikliklerinde ‘Nasıl’ sorusunun cevabı ‘Neden’ sorusuna vereceğiniz cevapta gizlidir. Daha açık bir ifade ile, değişime neden ihtiyaç duyduğunuzu doğru bir şekilde tanımlamadan değişimi nasıl gerçekleştirmeniz gerektiğini net bir şekilde tanımlamanız mümkün değildir.

O yüzden de eğitim alanında geçmişte yaşanan değişim ve revizyon çabalarının başarısız ya da yetersiz kalmalarının en önemli sebebinin aslında ‘Neden’ sorusunun doğru bir şekilde tanımlanamamış olmasından kaynaklandığını söylemek mümkündür.

‘Neden’ sorusunun gerçekçi bir şekilde cevaplanabilmesinin tek yolu ise o sistem ile doğrudan ve dolaylı olarak ilişki içinde olan tüm paydaşların dinlenmesinden geçmektedir.

O yüzden de, eğitim alanında neden değişime ihtiyacımız olduğunu anlayabilmek için eğitmenden öğrenciye, veliden idari personele kadar tüm paydaşların yanı sıra, kırtasiye esnafından yayınevlerine kadar eğitim ile ilgili her kesimin dinlenmesi ve onlardan elde edilen verilerin anlamlı bir şekilde analiz edilebilecek şekilde dökümante edilmesi önem arz etmektedir.

Bu ilk ve en önemli adımı atmadan hiç kimsenin eline alacağı bir sihirli değnekle başarılı bir şekilde bir sistem değişikliği gerçekleştirme şansı bulunmamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir