Şirâzî’ye “İnsan nedir?” diye sorduklarında “Birkaç damla kan, binbir endişe!” diye cevap verdiği söylenir.

Önceki gün bir Ukraynalı şaşkın bir tonla kameralara konuşuyordu: “Daha önce savaşları sadece filmlerde görürdük, ilk defa böyle bir şey yaşıyoruz!

Oysa ki savaşlar, işgaller, saldırılar, katliamlar insanlık tarihi kadar eski. Çünkü güçlü olan her zaman güçsüz olan üzerinde hüküm sürmek ister. Durumu özetleyen bir hadis var hepimizin bildiği:

Âdemoğlunun altından iki vâdîsi olsa, üçüncüsünü ister. Onun gözünü ancak toprak doyurur.

Güçlü olan saldırırken zayıf olan tarafın “Yalnız bırakıldık!” diye sitem ederek dünyayı üç maymunu oynamakla suçlamasının ise maalesef çok fazla anlam ifade etmediği bir çağda yaşıyoruz!

Çok fazla eskilere gitmeye gerek yok. İnsanlar Filistin, Irak, Suriye ve Afganistan’da yaşananlara her zaman üç maymunu oynadı ve oynamaya devam ediyor… Tıpkı Sincan’da ve Arakan’da yaşananlara olduğu gibi!

Geçtiğimiz gün, örneğin Karabağ’daki Hocalı katliamının 30. yıldönümüydü. Bir o kadar süre de Sırpların Bosna’da yaptığı katliamların üzerinden geçti. Üç maymun o günlerde ne yapıyorduysa şimdi de aynı şeyleri yapıyor.

Rus yazar Tolstoy’un ‘İnsana çok toprak gerekir mi?’ adlı hikâyesi şu cümle ile biter:

Üç arşınlık toprak parçası yetti Pahom’a.”

Pahom, hikâyenin aç gözlü kahramanı… İster firavun Pharaoh olsun, isterse çiftçi Pahom, er ya da geç gözünü doyuracak olan üç arşınlık toprak parçası ile tanışıyor insanoğlu!